• taç perde
  • fuar son
  • elit

Kamışbin!

  • 14 Şubat 2011 09:14
  • A
  • A
Herkesin küçük ya da büyük hayalleri var. Kimisi zengin olmak ister, ev sahibi olmak ister, çocuk sahibi olmak ister, uzak diyarları gezmek ister, güzel ve iyi bir insanla birlikte yuva kurmak ister… Dedim ya herkesin küçük ya da büyük hayalleri var. Hayaller de insanlara göredir, insanların hayalleri onları ele verirler. Kimi hayallerimiz az bir şey çabalamakla gerçekleşebilirler. Kimi hayaller insanlık tarihi boyunca gerçekleşmemişlerdir. Mesela dünya halkları arasında uzun menzilli ve adil bir barışın yaratılması hep hayal edilmiştir. Hala insanlar bu hayalin peşinde koşuyorlar. Aramızda kimileri sömürüsüz ve baskısız bir dünya hayal eder, ezilen ve ezilenlerin olmadığı bir dünya düzenini kurmak isterler…
    Kamışbin de öyle bir hayaldir işte. Aslında hem hayal hem de gerçektir Kamışbin. Gerçekleşmesi mümkün olan, insanlarımızın önündeki engellerin kaldırılmasını, insanlarımızın kaynaşmasını, güçlerini birleştirmesini isteyen bir hayal, buna güzel bir rüya diyelim…Dedim ya, herkesin hayali kendine göre…
    Biliyorsunuz; sınırımızın öbür tarafı Kamışlıdır. Bizim taraf Nusaybin’dir. Çok uzun bir zaman değil, tarihi açıdan alırsak, daha dün diyebileceğimiz bir dönemde, buraları aynı topraklardı. Aramızda hiçbir fark yoktu. İnsanlarımız “öteki” tarafa kolaylıkla gidip geliyorlardı. Kimse pasaport, kimlik sormazdı. Buna gerekte yoktu. Zaten “öteki” taraf diye bir şey de yoktu. Aramızda tel örgü, mayınlı tarla ve askeri yasak bölgeler de mevcut değildi. Nöbet tutan askerler hiç yoktu. Bu bağlamda yasak kelimesi lügatimizde yoktu. Neden olsun ki?
    Almanlar demir yolunu yaptıklar zaman, insanlarımız “serxet” yani yolun üstü ve “binxet”” yani yolun altı diye adlandırmaya başladılar buraları. Ayrılık tohumları demir yoluyla birlikte ortaya çıktılar. Daha sonraları bu demir yolu çizgisi ve etrafı iki devletin sınırı olmaya başladı. Buraya mayınlar döşendi, tel örgüler çekildi. Bu mayınlı tarlalarda akrabalarını ya da tanıdıkların kayıp etmeyen bölge insani var mı acaba? Her iki tarafta akrabası ya da tanıdığı olmayan insanımız var mı acaba? Hiç sanmam! Bununla birlikte garip bir durum oluşmuş; hem birlikteyiz hem de ayrıyız!
    İşte bu ve bunlara benzer birçok nedenlerden dolayı ben Kamışbin diye bir kent hayal ediyorum. Kamışlı’nin “kamışı” Nusaybin’in “bini” birleşince karşımıza bir Kamışbin çıkıyor. Birleşince diyorum, hâlbuki bu iki yerleşim birimi bir zamanlar zaten birleşiktiler, bizi birbirimizden ayıran bizler değiliz ki! Bizleri birbirimizden mayınlı araziyle ve tel örgülerle ayıranlar, bizimle birlikte yaşamıyorlar ki! Zaten böyle önemli konularda hep bizden olmayanlar hakkımızda hayatı kararları veriyorlar. Öyle değil mi? Bu sınırların, tel örgülerin, mayınlı arazilerin, yasak bölgelerin kararını verenler, hiçbir zaman Nusaybinli ve Kamışlılı olmadılar. Onlar başka dünyaların insanıydılar…
    Evet, dedim ya benim bir hayalim kamışbin’dir. Aslında bu hayal tüm bölge insanin yüreğinde vardır. Bu hayal gerçekleştiği zaman, bölgemizin en büyük kentleri arasında Kamışbin yerini alacaktır. Hele bir de Nusaybin’in eski üniversitesini yeniden canlandırırsak, inanın, Kamışbin Kuzey Mezopotamya’nın en önemli yerleşim merkezi olacak. Bilim, ticaret, kültür, inanç, kardeşlik, aşk, siyaset sıçrama yapacak, insanlarımız yeni umutlar peşinde koşacaklar, bölgemize yepyeni bir canlılık gelecektir. Çünkü bu birleşmeden kesinlikle canlı bir dinamizm doğacaktır.
    Biliyoruz; Berlin duvarı yıkıldığı zaman bütün dünya halkaları sevindiler, bayram ettiler, zulmü lanetlediler. Berlin duvarına utanç duvarı diyenler, bizim mayınlı tarlalarımıza, tel örgülere, askeri yasak bölgeler ne adı verecekler acaba? Bu da bir utanç değil midir sanki?
Bu utancın ortadan kalkması için her iki taraftaki halk elbirliği yapmalıdır. Dünyadaki sınırların kalkmasını, yasaklı bölgelerin serbest bölgelere dönüştürülmesini, verimli tarım topraklarının özgürleşmesini talep edenler, insanların serbest dolaşımını savunanlar, neden Kamışbin’in sorunlarını görmezden geliyorlar ki?
    Evet, bir kent hayal ediyorum, adı Kamışbin…